Deniz fenerleri satıldı, bekçiler kapı dışarı
Pazartesi, 06 Eylül 2010 12:00
Deniz fenercisi 372 aile, on yıllarca ışığını söndürmedikleri, içinde doğup büyüdükleri, evlenip çoluk çocuğa karıştıkları dünyalarından kapı dışarı edildi...

İĞNEADA - Deniz fenerleri; fırtınalı, sisli, karanlık sularda rotasını kaybetmiş, can telaşına düşmüş denizcilerin yol göstericisidir. Öte yandan deniz fenerleri bir şiir imgesidir, gemileri karaya vuranlar için de “yaşıyorsun, yalnız değilsin, umut var” diye yanıp sönerler.

İsa daha doğmadan çok önce Çanakkale Kumköy’de Sigeon feneri yanıp sönermiş. Osmanlı denizciler Helenistik dönemden Bizans’a intikal eden deniz fenerleriyle idare etmişler. 1562’de Kanuni Sultan Süleyman ilk feneri İstanbul Moda burnunda yaptırmış. Sonradan semte adını veren Fenerbahçe Feneri (20 m.) o tarihten beri var. İkincisini III. Osman 1700’lerde Ahırkapı’ya (29 m.) kondurmuş. Sonra Anadolu Feneri, Rumeli Feneri (30 m.) bütün Boğazı ışıl ışıl donatmışlar.

Cumhuriyet devrinde bunların sayısı 372’yi bulmuş. Deniz fenerleri o tarihlerde daha elektrik enerjisi yokken, gaz yağı, mazot, karpit, kömür, asetilen yakılarak ışıklandırılıyordu. Dolayısıyla başında 24 saat beklenmesi gereken çetin bir işti bu. Cumhuriyet döneminde fener bekçiliği özendirici bir meslek haline getirildi. Ana yerleşimden uzakta, yolu olmayan, çoğu zaman bir uçurumun burnunda yer alan fenerlere lojmanlar yapıldı. Ekip biçsinler diye fener civarında üç – beş dönüm arazi de bunlara tahsis edildi. Ayrıca mesleğin “babadan oğula” geçmesi sağlandı.

HER DENİZ FENERCİ FİLOZOFTUR
Böylece bir deniz fenerine tutunarak kuşaklar boyu bekçilik yapan aileler meydana geldi. En ücra yerlerde yapayalnız yaşamanın avantajları da var tabii; nitekim her deniz fenerci icabında kendi çapında bir filozoftur. Yolunuz düşmüşse Şile, Hoşköy, Hopa, Sinop deniz fenerlerinde siz de böyle filozoflarla tanışmışsınızdır. Bunların vaktini fenerin rutini belirler. Rutin iyi bir şeydir, insan o zaman kendine daha çok zaman ayırır. O yüzden fener bekçileri çok okur, çocuklarını da okuturlar, aydın insanlardır. Çok da alçakgönüllü olurlar, ailecek tek böbürlendikleri konu, görev yaptıkları süre içinde “feneri hiç karartmamak”tan ibarettir.

İĞNEADA'DA BEKÇİLİK KADINLARA GEÇMİŞ
Bulgaristan sınırımızda Karadeniz kıyısında yer alan İğneada (doğrusu İneada) fenerinde böyle bir aile ile tanıştım. Bunların atası Fenerci Ali (Bahar), bölgeye muhtemelen Balkan Harbi sırasında asker kaçağı olarak gelmiş. Hep olduğu gibi oradan bir kızla evlenmiş ve nasıl denk düştüyse fener bekçisi olmuş. Ardından oğlu Osman Gündoğdu nöbeti almış. Ama zamansız ölünce iş karısı ve üç kızına kalmış. Önce Selvet Gündoğdu Hanım, sonra kızı Ülfet Hanım fener bekçiliği yapmış. Sıra ondan kızkardeşlerden Hamiyet’e (Topçu), ondan da Müzeyyen’e (Martin) devretmiş.

ARTIK SİZE LÜZUM KALMAMIŞTIR
İşte böyle ne güzel fener yanıp sönerken, hayat akıp giderken, Ankara’dan çok kaba bir mektup gelmiş: “Otomasyonun yaygınlaşması ve uydu haberleşme sistemlerindeki gelişmeler nedeniyle artık size lüzum kalmamıştır.” Aslında maksat kötü. Nitekim hemen o “muhteşem manzaralı” bütün fenerleri civarındaki arsayla beraber satışa çıkardılar. Bunlara ya yerel mafya yerleşti ya da daha “ağır abiler” çöreklendiler.

Böylece fener bekçileri on yıllarca ışığını söndürmedikleri, içinde doğup büyüdükleri, evlenip çoluk çocuğa karıştıkları dünyalarından hoyratça kapı dışarı edildiler. 8 bin 334 kilometre uzunluğundaki kıyılarımızı bekleyen 372 deniz fenerinde yaşayan 372 aile sessiz sedası bu kaderi paylaştı. Bu gün fenerler yine yanıp sönüyorlar ama saçtıkları ışık işte bu nedenle ruhsuz.

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha kucuk | daha buyuk

busy
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Eylül 2010 12:00
News image

"Kuru su" bulundu

Küresel ısınmayı engelleyecek bir formül arayan bilim insanlarının yeni icad...

Devamı...
News image

Sessiz sedasız otomobiller

Hidrojenli arabalar atmosfere karbondioksit yerine oksijen ve su salıyor...

Devamı...
News image

Radyoaktif kirlenme kimi etkil

Bazı canlıların DNA'sı çevre felaketlerinden daha kolay etkileniyor...Bu da,...

Devamı...
News image

1998 yılından itibaren her yıl Eylül ayında İstanbul'a gelen "Venise Simplon...

Devamı...
News image

Bezelye büyüklüğünde kurbağa k

Bugüne kadar yüzlerce yeni türün keşfedildiği Borneo'da bu kez bezelye büyük...

Devamı...
News image

Bu kez hedefinde seyirciler va

Boğa; bu kez matadoru değil, seyircileri kovaladı: 18 yaralı

Devamı...

Belediye 'çöpçü eşek' arıyor

Devamı...
News image

Kurbağalar evlendi

Kuraklıktan etkilenen çiftçiler, hasatları için gereken muson yağmurlarının ...

Devamı...
News image

Kayısının çikolatalısı da oldu

Malatya'da bir kayısı üreticisi, ürüne ilgiyi artırmak ve talebi canlandırma...

Devamı...
News image

Sonunda sarımsaklı dondurma da

Adına festival düzenlenen ve sarımsak diyarı olarak bilinen Kastamonu'nun Ta...

Devamı...
News image

Salataya düşen çekirdeklere so

Türkiye'de ilgi görmeyen çekirdeksiz limon, ABD yolunda...

Devamı...
News image

Fındığın da reçeli var!

Tadı fındıktan çok farklı... Kalp, tansiyon ve kolesterole iyi geliyor...

Devamı...
News image

Bir aşı hayatını kararttı!

Doğduktan 1.5 ay sonra yapılan karma aşıyla zihin ve beden sağlığını kaybett...

Devamı...
News image

Kocasını kaybetmemek için güre

Rusya'nın başkenti Moskova'da bugün yapılan FILA Genel Kurulu'nda Ahmet Ayık...

Devamı...
News image

Çocuklarıyla kendini havaya uç

52 yaşındaki bir baba, dört ve bir yaşındaki çocuklarıyla birlikte içinde bu...

Devamı...
News image

"Susuz yaşam olmaz!"

Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor m...

Devamı...