TBMM'de meme kanseri konuşuldu
Cuma, 30 Temmuz 2010 15:30
Ulusal kayıt programı yok, uzman radyolog ve onkolog sayısı yetersiz, hasta sayısı 60 bin, sayı hızla artıyor. Meme kanserindeki ciddi artış ve nedenleri Meclis'te masaya yatırıldı.

İSTANBUL - Meme kanseri başta olmak üzere kanser vakalarındaki artışa neden olan faktörleri ve alınacak önlemleri belirlemek amacıyla geçtiğimiz günlerde kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanser Araştırma Komisyonu'nda konuşan Prof. Dr. Vahit Özmen, bu yıl yaklaşık 18 bin kadının meme kanseri tanısı alacağının öngörüldüğünü söyledi.

Son 20 yılda Türkiye'de meme kanseri sıklığının yüzde 100 arttığını, ülkemizde genç kadınların batı toplumuna göre daha fazla bu kansere yakalandığını belirten Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Özmen, meme kanserinin dünyada ve Türkiye'deki seyriyle ilgili şu bilgileri verdi:

"Meme kanseri sıklığı, solunum yolu infeksiyonları, HIV, ishale neden olan bulaşıcı hastalıklar ve tübekülozun önüne geçmiştir. Kadın kanserleri arasında meme kanseri, en sık görülen ve en çok ölüme neden olanıdır. Dünyada her yıl yaklaşık 500 bin kadının meme kanseri nedeniyle öldüğü hesaplanmaktadır. 2010 yılı içinde, tüm dünyada 1.500 bin yeni meme kanseri tanısı konulacağı ve bu hastaların büyük bir kısmının düşük-orta gelirli ülkelerde olacağı tahmin ediliyor.

Meme kanserinin, varlıklı zengin ülkelerin hastalığı olduğu şeklinde yanlış bir kanı var. Aslında meme kanserinden ölümlerin yüzde 55’i düşük-orta gelirli ülkelerde meydana geliyor ve bu ülkelerde meme kanseri sıklığı her yıl yüzde 5 oranında artıyor. Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu (MHDF) olarak, “Meme Kanseri Kayıt Programı” içerisinde olan yaklaşık 15 bin kadında yaptığımız bir çalışmada, 40 yaşın altındaki meme kanseri hastası kadınların, tüm meme kanseri hastası kadınlara oranı yüzde 20 olarak bulunmuştur. Bu oran, Batı Avrupa ve ABD’de yüzde 5 kadardır. Ülkemizde genç kadınlarda hastalığın çok olması, genç kadın nüfusunun yüksek olması ve genç kadınların yaşam tarzının batı toplumlarına benzemesi ile açıklanabilir." 

Türkiye’de meme kanserinin önümüzdeki yıllarda da artmaya devam edeceğini vurgulayan Prof. Özmen'e göre, 2020 yılına kadar meme kanseri sıklığı ve meme kanserinden ölümler yüzde 50’den daha fazla artacak:

ERKEN TANI VE TEDAVİYİ SINIRLAYAN FAKTÖRLER VAR
"Bu istatistikler belki de tahmin edilen değerlerin altında olacaktır, çünkü ülkemizde sağlıklı verilere ulaşmakta güçlük çekmekteyiz. Meme kanserinin tanı ve tedavisindeki önemli gelişmelere rağmen, ekonomik sıkıntılar, alt yapı olanaksızlıkları, sağlık çalışanları ve kadınlarımızda meme kanseri farkındalığının oluşamaması, yazılı ve görsel basının bu konunun önemini vurgulayamaması, meme kanserinin erken tanısını ve etkin tedavisini sınırlıyor.

.QuotesWrapper {} .QuotesUp { background-image:url(http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/Z_Common/BalloonUp.jpg); background-repeat:no-repeat; height:20px; } .QuotesDown { background-image:url(http://media4.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/Z_Common/BalloonDown.jpg); background-repeat:no-repeat; height:32px; } .QuotesContent { font-family:Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:12px; margin:0 10px 0 15px; width:245px; line-height:17px; } .QuotesContainer { background-image:url(http://media2.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/Z_Common/BalloonBorder.jpg); background-repeat:repeat-y; width:245px; } .Quotes1 { margin:0 0 10px 15px; } .Quotes2 { margin:0 0 10px 200px; } .QuotesHeader { color:#7c7c7c; text-align:right; width:245px; font-family:Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:12px; font-weight:bold; margin-top:10px; }
Bir araştırmaya göre, Diyarbakır
ve Van’da ileri evre meme kanseri oranı yüzde 50’nin üzerinde. Bu oran,
İstanbul’da yüzde 15, İzmir ve Antalya’da yüzde 20 civarında. Batı Avrupa ve
ABD’de lokal ileri ve metastatik meme kanseri oranı ise yüzde 5’in altında."
Prof. Dr. Vahit Özmen

Meme kanserinde sağkalım oranının düşük olması, tanının geç konulması ve tedavideki yetersizliğe bağlı. Gerçekten, evre 0’da 10 yıllık sağkalım oranı yüzde 100, evre I’de yüzde 90 civarında iken, evre III’de bu oran yüzde 50’nin altına düşüyor.

MEME KANSERİ KAYIT PROGRAMI NEDEN ÖNEMLİ?
"Bir ülkede sağlıklı kanser kayıtları ve istatistikleri olmadan, kanserin ülke için ne kadar önemli bir sorun olduğu ortaya konulamaz ve sağlıklı korunma, erken tanı, tarama, etkin tedavi ile takip programları uygulanamaz" diyen Prof. Özmen, bir ülkenin gelişmiş ve modern bir ülke olduğunu kanıtlayabilmesi için bu verilerin çok düzenli ve sağlıklı şekilde toplanması ve yayımlanmasının şart olduğunu vurguladı.

İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme Ünite’sinde 1986 yılından beri sağlıklı bir meme kanseri kayıt programı uygulandığını söyleyen Özmen, "Ülkemizde tüm meme kanseri hastalarının düzenli olarak kayıt edildiği bir “Ulusal Meme Kanseri Kayıt Programı” maalesef mevcut değil. Ancak, Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu olarak 2005 yılında başlattığımız 'Meme Kanseri Kayıt Programı' bugün 15.000’e yakın meme kanseri hastasını kaydetmeyi başarmıştır. Bu programdaki hastalara ait veriler değerlendiriliyor, kitap ve makale haline getirilecek. Bu sayede, Türkiye’deki meme kanseri hastalarına ait epidemiyolojik ve klinik bilgiler ortaya konuluyor. Bu programa, 'http://www.mhdf.org.tr/' adresinden girilip hasta kayıtları yapılıyor" dedi.

MEME KANSERİNDEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?
Bazı tedbirlerle meme kanseri riskinin azaltılabileceğini vurgulayan Prof. Vahit Özmen, risk azaltıcı faktörleri anlattı, kişilere ve yöneticilere düşen sorumluluklara değindi:

"Laktasyon, yani emzirme süresinin uzun olması (12 aydan fazla olması), düzenli fiziksel aktivite (haftada 5 gün ve toplam 5 saat), kilo kontrolü, aşırı alkol alımından kaçınma, hormon replasman tedavisinin kısa süreli uygulanması (5 yıldan az) ve radyasyondan kaçınma meme kanseri riskini azaltacaktır. Bu tedbirlerin duyurulması ve takibi, ekonomik ve kişisel kaynakların varlığı ile bunların yerinde kullanımına bağlıdır.

Geçtiğimiz yıl World Journal of Surgery’de yayınlanan çalışmamızda, kürtaj yaptırmak, doğurmamak veya 35 yaşından sonra doğum yapmak ve şişmanlık meme kanseri riskini artıran faktörler olarak saptanmıştır. Bu sonuçlara bakarak kadınlarımıza; 30 yaşından önce doğum yapmayı, uzun süreli emzirmeyi, haftada 5 gün toplam 5 saat egzersiz yapmayı, özellikle menopoz döneminde olmak üzere kilo almamayı, dengeli beslenmeyi, en azından orta eğitimi tamamlamayı, alkol kullanmamayı, dışarıdan hormon almadan önce mutlaka uzmanlara danışmayı ve meme kontrollerini düzenli yaptırmayı öneriyoruz.

Yerel yönetimler, üniversiteler, okullar ve sağlık kuruluşları ile işbirliği yapılması, kadınların ve öğrencilerin meme kanseri farkındalığını arttırılabilir. Toplu yürüyüş gibi egzersiz programları uygulanabilir. Yerel sağlık kuruluşu çalışanları ve buraya gelen kadınlar meme kanseri risk faktörleri konusunda eğitilebilir. Beslenme için özel bir diyet önerilmesi güçtür.


Bunun sonucunda, kalitesiz mamografi cihazları ile çekilen mamografiler hem hastaya fazla radyasyon veriyor hem de tanıda güçlüğe neden oluyor. Bu nedenle cihazların kalite yönünden periyodik kontrolleri yapılmalı ve bu kalite belgeleri görülebilir yerlere asılmalı. Bu kontrolleri MHDF, Türk Radyoloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı birlikte yapmalı.

3-Patolojik Değerlendirme: Meme kanserinde kesin tanı ve kanserin ilerleyişine yönelik faktörlerin belirlenmesinde deneyimli meme patologlarına ciddi gereksinim var. Türkiye’de toplam patolog sayısı yaklaşık 1.300 kadar. Deneyimli meme patoloğu sayısı ülke nüfusuna bakıldığında yeterli değil. Ayrıca yetişmiş patoloji teknisyenlerinin sayısı da arttırılmalı. MHDF’nin düzenlediği kurslar dışında, Türk Patoloji Derneği de “Meme Patolojisi Eğitim Kursları” düzenlemektedir. Bu kurslar yoğun sertifikasyon kurslar adı altında yaygın ve hızlı şekilde yapılmalıdır."

ETKİN TEDAVİ NASIL OLMALI?
Meme kanseri tedavisi, bir çok kliniğin ve uzmanlığın birlikte çalışacağı "Mültidisipliner" bir tedavi. Bu nedenle tedavinin yapılacağı hastanelerde meme kanseri konusunda deneyimli genel cerrah, radyoloji, patoloji, onkoloji, moleküler biyoloji, fiziksel tıp, rehabilitasyon, plastik cerrahi ve nükleer tıp uzmanlarının bulunması gerekiyor.

Prof. Özmen, bir hastanede, uyum içinde çalışacak meme kanseri uzmanları yoksa bu merkezde, meme kanseri tedavisinin yapılmaması gerektiğini belirtiyor ve Türkiye'de medikal onkolog ve radyolog sayısının da yetersiz olduğunu söylüyor:

"Bugün meme kanseri hastalarının büyük bir kısmında kemoterapi ve/veya hormonoterapi uygulanmaktadır. Ülkemizde medikal onkoloji uzmanlarının sayısı 170 civarında olup, son derece yetersizdir. Bu sayının acil olarak arttırılması gerekir.

.QuotesWrapper {} .QuotesUp { background-image:url(http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/Z_Common/BalloonUp.jpg); background-repeat:no-repeat; height:20px; } .QuotesDown { background-image:url(http://media4.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/Z_Common/BalloonDown.jpg); background-repeat:no-repeat; height:32px; } .QuotesContent { font-family:Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:12px; margin:0 10px 0 15px; width:245px; line-height:17px; } .QuotesContainer { background-image:url(http://media2.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/Z_Common/BalloonBorder.jpg); background-repeat:repeat-y; width:245px; } .Quotes1 { margin:0 0 10px 15px; } .Quotes2 { margin:0 0 10px 200px; } .QuotesHeader { color:#7c7c7c; text-align:right; width:245px; font-family:Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:12px; font-weight:bold; margin-top:10px; }
Türkiye'de kemoterapi yapılan onkoloji merkezlerinin sayısı yetersiz. Meme kanserinde diğer önemli lokal tedavi
olan radyoterapide de durum aynı. Ülkemizde 400 kadar radyoterapi
uzmanı mevcut. Özetle, medikal
radyolog, radyoterapi merkezi ve modern radyoterapi cihazlarının sayısı da yeterli değil.
Prof. Dr. Vahit Özmen
Ayrıca, kemoterapinin oldukça fazla yan etkilerinin olduğu ve maliyeti dikkate alınırsa, medikal onkoloji uzmanı sayısı ve tedavideki deneyimlerinin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılabilir.  Bugün meme kanseri hastasında, trastuzumab etken maddeli aşının 1 yıllık tedavi maliyeti 70.000 liranın üzerindedir. Ülke koşullarına uygun tedavi kombinasyonlarının tespiti için araştırmalar yapılması bu nedenle zorunludur. Ayrıca, yıllık kontrollerle, yapılan tedavilerin ve uygulama yapan cihazların etkinlikleri, tedavi değerleri ve yaydıkları radyasyon miktarları mutlaka denetlenmelidir."

DESTEK TEDAVİSİ TRAVMA ETKİSİNİ AZALTIYOR
Meme kanseri tanısı, hem hastada hem de yakın çevresinde büyük bir psikolojik travma yaşanmasına neden oluyor. Bu nedenle Prof. Vahit Özmen, hasta ve yakınlarının ilk psikoterapistinin, tanıyı koyan genel cerrahın olması gerektiğini söylüyor, kanser hastasına verilecek psikolojik tedavinin ana hatlarını şöyle anlatıyor: 

"Hastaya, hastalığının tedavi edilebilir bir kanser olduğu anlatılmalı. Hasta ve yakınları daha sonra kanser ve psikolojik yaklaşım konusunda uzman olan psikiyatrist ve psikologlar tarafından düzenli aralıklarla kontrol edilmeli. Böylece ortaya çıkabilecek anksiyete, depresyon ve umutsuzluk gibi psikolojik sorunlar tedavi edilebilir.


Ancak ülkemizde bu alanda da deneyimli uzman sayısı son derece az. Bu uzmanların da sayısı arttırılmalı, hastanın bu tedaviyi almasının yararlı olacağı anlatılmalı ve ikna edilmelidir.

Ayrıca metastatik meme kanseri olan ve kesin tedavisi mümkün olmayan hastalar destek tedavisi almak zorundadır. Bu amaçla “Kanser Destek Tedavisi Merkezleri” kurulmalıdır. Ülkemizde maalesef “Destek Tedavi Merkezi (Hospice) bulunmuyor. Bu merkezlerin de bir an önce ve yeterli sayıda kurulması, kanser hastalarının ve yakınlarının bu zor ve yıpratıcı dönemleri yaşamalarına çok büyük bir destek verecektir."

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha kucuk | daha buyuk

busy
Son Güncelleme: Cuma, 30 Temmuz 2010 15:30
News image

"Kuru su" bulundu

Küresel ısınmayı engelleyecek bir formül arayan bilim insanlarının yeni icad...

Devamı...
News image

Sessiz sedasız otomobiller

Hidrojenli arabalar atmosfere karbondioksit yerine oksijen ve su salıyor...

Devamı...
News image

Radyoaktif kirlenme kimi etkil

Bazı canlıların DNA'sı çevre felaketlerinden daha kolay etkileniyor...Bu da,...

Devamı...
News image

1998 yılından itibaren her yıl Eylül ayında İstanbul'a gelen "Venise Simplon...

Devamı...
News image

Bezelye büyüklüğünde kurbağa k

Bugüne kadar yüzlerce yeni türün keşfedildiği Borneo'da bu kez bezelye büyük...

Devamı...
News image

Bu kez hedefinde seyirciler va

Boğa; bu kez matadoru değil, seyircileri kovaladı: 18 yaralı

Devamı...

Belediye 'çöpçü eşek' arıyor

Devamı...
News image

Kurbağalar evlendi

Kuraklıktan etkilenen çiftçiler, hasatları için gereken muson yağmurlarının ...

Devamı...
News image

Kayısının çikolatalısı da oldu

Malatya'da bir kayısı üreticisi, ürüne ilgiyi artırmak ve talebi canlandırma...

Devamı...
News image

Sonunda sarımsaklı dondurma da

Adına festival düzenlenen ve sarımsak diyarı olarak bilinen Kastamonu'nun Ta...

Devamı...
News image

Salataya düşen çekirdeklere so

Türkiye'de ilgi görmeyen çekirdeksiz limon, ABD yolunda...

Devamı...
News image

Fındığın da reçeli var!

Tadı fındıktan çok farklı... Kalp, tansiyon ve kolesterole iyi geliyor...

Devamı...
News image

Bir aşı hayatını kararttı!

Doğduktan 1.5 ay sonra yapılan karma aşıyla zihin ve beden sağlığını kaybett...

Devamı...
News image

Kocasını kaybetmemek için güre

Rusya'nın başkenti Moskova'da bugün yapılan FILA Genel Kurulu'nda Ahmet Ayık...

Devamı...
News image

Çocuklarıyla kendini havaya uç

52 yaşındaki bir baba, dört ve bir yaşındaki çocuklarıyla birlikte içinde bu...

Devamı...
News image

"Susuz yaşam olmaz!"

Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor m...

Devamı...