| "Yuvarlakçay geçilmez!" |
| Cuma, 05 Mart 2010 12:30 | ||||
![]() Bir akşam vakti ormanın içinden kamp ateşleri yükseliyor. Kimisi yatak, kimisi toplantı mekanı, kimisi mutfak olan, on çadırlık bir kamp yeri burası. Burası, Muğla Köyceğiz'deki Yuvarlakçay. Burada yüzlerce insan "suyu" bekliyor. Bu insanlar, HES'e karşı Yuvarlakçay'ı koruyor. Düşman gelir de suyu ve ağaçları oradan alır götürür diye gece gündüz orada nöbet tutuyor. Çoluk çocuk, genç, yaşlı, yetişkin. Yüzlerce insan 60 gündür suyunu bekliyor. Peki bu insanlar kim? Düşmanları kim? Ne yapmak istiyorlar? Bu soruların yanıtını bulmak için bir grup arkadaşımla birlikte Yuvarlakçay'a gittim. Orada geçirdiğim iki gün, belki de hayatımın en belirleyici günleriydi. Köyceğiz'e vardığımızda bizi bölgedeki kamp eyleminin mimarlarından Murat karşıladı. Tedirgin bir ses tonu ile derhal konuya girdi: "Tam zamanında geldiniz, bu gece orman işletmeden baskın bekliyoruz. 200 kadar kolluk kuvveti gelebilir, gece muhtemelen abulakadayız". Murat bize yol boyunca Yuvarlakçay eyleminin nasıl geliştiğini anlattı. Şirket inşaat sahası için yavaş yavaş ormanı traşlatmaya başlamış. Kesimi, bölgedeki orman şefliği köyün tarımsal kooperatifine yaptırıyormuş. Kesim sırası mesire ve buluşma yeri olan anıt çınarlara gelince (bölgede çınar yerine kavak adını kullanıyorlar) bölge halkı ayaklanmış. Ağaçların kesilmemesi için kooperatif başkanı ile görüşülmüş ve "kesilmeyecek" diye söz alınmış. Ne var ki, böyle olmamış. Kooperatif başkanı sözünü tutmamış. Az sayıda kooperatif ve orman işçileri bir gece yarısı gizlice asırlık "kavakları" iki saat içinde yerle bir etmiş. Böylece Yuvarlakçay hareketi doğmuş. Bölge halkı, ağaçlara yapılan katliamı görünce, HES'in Yuvarlakçay'a nasıl bir felaket getireceğini anlamış. HES'in inşa edileceği mesire yerine kamp kurarak suyunu beklemeye koyulmuş. Katledilmiş "kavak" kütüklerini bir anıt gibi üst üste dizmiş ve kendisini Yuvarlaçay'ın gerçek sahibi ilan etmiş. 60 gündür işte tam bu noktada Yuvarlaçay'ın sahipleri suyunu bekliyor. "Bir gece gelmedim deye candarma gelecekmiş. Bensiz yapameyyonuz dee mi?" Dilara, minibüsten dışarı fırlarken bu cümleyi ortalığa savuruyor ve kısa sürede kampın çekim merkezi haline geliyor. O, yirmili yaşların sonlarında olan bir narenciye yetiştiricisi. Yuvarlakçay'ın suyunu kullanarak tarım yapan Beyobası beldesinde yaşıyor. Sert bakışları, arkadan bağlı uzun saçları, keskin el hareketleri ve cümleleri ile Anadolu kadınının içindeki gücün ete kemiğe bürünmüş hali. Gece boyunca kamptaki kişileri tek tek bana tanıtan Beyobası'nın Pınar köyünden Hayder, Dilara hakkında şunları söylüyor: "Çocukluk arkadaşım. Tarlada beraber çok çalıştık. Hem çok cesurdur, hem de yüreği bir o kadar temizdir". Dilara bir yandan etrafında biriken kalabalığı kahkahalara boğuyor, diğer yandan yaşadığı dramı en yalın haliyle hicvediyor: "Bunlar suyu ne zannedeyyo? Su yoksa ben de yokum. Dört dönüm tarlam var. Orayı ekeyyom, ne çıkarsa bir yıl onu yeyyom. Orayı da elimden aldılar mıydı tamaam. Beni diri diri gömüvercen daha iyi. Bu su, 14 bin köylünün ekmeğini vereyyo. Ben şirket falan tanımam. İsterlerse elektiriğimizi kessinler. Biz gorkmayyız. Bir şirket 14 bin insandan daha önemli değil ya canım. Canımı veririm, suyumu vermem." Gece ilerledikçe kamp yerindeki kalabalık daha da artıyor. Baskın olacağını duyan köylü akın akın kampa geliyor. Hayder, yol üzerindeki konvoyu gösterirken "Tabii canım. Belki bin, belki daha çok insan var. Bu hep böyle" diyor. Çadırlardaki tedirginlik tüm cümlelerin içinde hissediliyor: "Muğla'dan yola çıkmışlar... Bir saate burda olabilirler... Bence sabah gelirler... Belki de gelmezler".
Sabah yaklaştıkça bedenlerimiz yorgun düşüyor. Herkes bir köşede kıvrılmaya başlıyor. Ateş başında nöbetçiler çayı tazeliyor. Ayakta kalanlar sohbete devam ediyor: "Gelmezler gari... Sabah gelirler belki... Kalabalığı duymuşlardır... Suyumuzu bekliyoruz... Kütükleri alırlarsa deliller silinmiş olalacak..." Bu sesler arasında uykuya dalıyorum. Uyandığımda gün kampın ve Yuvarlakçay'ın üzerini aydınlatıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla, kesilmiş ağaç bedenlerinin ve uyuyan insanların arasında yürüyorum. Gece baskınının başka bir geceye kaldığını, ancak ne zaman olursa olsun halkın aynı inançla yine burada olacağını anlıyorum. Herkes o kadar çalışkan, uyumlu ve dirençli ki; kurtuluş savaşının nasıl bir ruh haliyle verildiğini hayatımda ilk defa idrak ediyorum. Yüzümü yıkamak ve su içmek için Yuvarlakçay'a yürüyorum. Çay, masmavi bedeniyle tam karşımda çağlıyor. Vadinin öte tarafındaki pankart gözüme ilişiyor: "Yuvarlakçay. İlk bakışta aşk." Yüzümü ve ellerimi suya doğrultuyorum. Dünyanın tam kalbindeyim. Yerin altından yerin yüzüne fışkıran pınarların suyunu içiyorum. Aslında bir vadide değil, bir atardamarın içinde oturuyorum. Dünyanın damarlarından akan suyu kana kana içiyorum. Çok şükür... Arkamı döndüğümde kampın yavaş yavaş uyandığını görüyorum. Ateşin başına gidip bedenimi ısıtıyorum. Amcalardan biri soruyor: "Sence bu işin sonu ne olur? Bu su kurtlulur mu?". Sizde bu inanç, bu yürek varken hiçbir şey olmaz. Gör bak, herşey yoluna girecek demek istiyorum. Ancak hiçbirini diyemiyorum. Çünkü burada çok daha kararlı bir hareket olduğunu, insan vicdanının ayaklandığını ve Yuvarlakçay'ın aslında dünyanın kurtuluş savaşının başladığı noktalardan biri olduğunu görebiliyorum. Uzunca bir sessizlikten sonra, amcamın gözleri ile gözlerim buluşuyor. Dudaklarımdan sadece iki kelime düşebiliyor: Yuvarlakçay geçilmez!
Favori olarak isaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gonder
Okuma: 142 Yorumlar (0)Yorum yaz
|
||||
| Son Güncelleme: Cuma, 05 Mart 2010 12:30 |
Son Haberler
- Yeni Saab 9-4X teyit edildi
- Mazda, Shinari ile yeni tasarımları hakkında ipucu veriyor
- YemeÄŸinizi kendinize zehir etmeyin
- Sezonu açıldı, balığı sofranızdan eksik etmeyin
- Diş çürüğüne karşı peynir
- Bir aşı hayatını kararttı!
- Madagaskar'ın yaralı kalbi
- "Yavru balık yemeyin"
- Bayram 'ÅŸeker'ine dikkat!
- "Kuru su" bulundu
- Sessiz sedasız otomobiller
- 'Köfte' diye sakatat yediriyorlar
- Ev fiyatına cep numarası
- Citroen DS4 tanıtıldı
- Susamamak için sahura kadar su için
![]() Galaksisinin savurduğu dev karDevamı... |
![]() Avrupa için uzaya gidecekDevamı... |
![]() 15 yılın en büyük Güneş patlamDevamı... |
![]() NASA'dan müthiş buluşAmerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Satürn'ün etrafında şimdiye kadar... Devamı... |
![]() "Kuru su" bulunduKüresel ısınmayı engelleyecek bir formül arayan bilim insanlarının yeni icad... Devamı... |
![]() Sessiz sedasız otomobillerHidrojenli arabalar atmosfere karbondioksit yerine oksijen ve su salıyor... Devamı... |
![]() Radyoaktif kirlenme kimi etkilBazı canlıların DNA'sı çevre felaketlerinden daha kolay etkileniyor...Bu da,... Devamı... |
![]() 1998 yılından itibaren her yıl Eylül ayında İstanbul'a gelen "Venise Simplon... Devamı... |
![]() Bezelye büyüklüğünde kurbağa kBugüne kadar yüzlerce yeni türün keşfedildiği Borneo'da bu kez bezelye büyük... Devamı... |
![]() Bu kez hedefinde seyirciler vaBoğa; bu kez matadoru değil, seyircileri kovaladı: 18 yaralı Devamı... |
Belediye 'çöpçü eşek' arıyorDevamı... |
![]() Kurbağalar evlendiKuraklıktan etkilenen çiftçiler, hasatları için gereken muson yağmurlarının ... Devamı... |
![]() Kayısının çikolatalısı da olduMalatya'da bir kayısı üreticisi, ürüne ilgiyi artırmak ve talebi canlandırma... Devamı... |
![]() Sonunda sarımsaklı dondurma daAdına festival düzenlenen ve sarımsak diyarı olarak bilinen Kastamonu'nun Ta... Devamı... |
![]() Salataya düşen çekirdeklere soTürkiye'de ilgi görmeyen çekirdeksiz limon, ABD yolunda... Devamı... |
![]() Fındığın da reçeli var!Tadı fındıktan çok farklı... Kalp, tansiyon ve kolesterole iyi geliyor... Devamı... |
![]() Bir aşı hayatını kararttı!Doğduktan 1.5 ay sonra yapılan karma aşıyla zihin ve beden sağlığını kaybett... Devamı... |
![]() Kocasını kaybetmemek için güreRusya'nın başkenti Moskova'da bugün yapılan FILA Genel Kurulu'nda Ahmet Ayık... Devamı... |
![]() Çocuklarıyla kendini havaya uç52 yaşındaki bir baba, dört ve bir yaşındaki çocuklarıyla birlikte içinde bu... Devamı... |
![]() "Susuz yaşam olmaz!"Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor m... Devamı... |





















